Ana sayfa SAĞLIK Anne ya da babasında alerji olan çocuklar risk altında

Anne ya da babasında alerji olan çocuklar risk altında

35
0
Anne ya da babasında alerji olan çocuklar risk altında
Anne ya da babasında alerji olan çocuklar risk altında

Prof. Dr. Hülya Ercan Sarıçoban, ancak günümüzde annesi veya babası alerjik olmayan bebeklerde de alerji görüldüğüne işaret etti. Bu noktada alerjiye yatkınlığı en çok endüstriyel gelişmişlik, çevre kirliliği, hazır gıdalar, katkı maddeleri ve deterjanların içindeki kimyasalların ilk duyarlanmada etkili olduğunun düşünüldüğünü söyledi.

İLK BELİRTİLER BEBEK 2-3 AYLIKKEN ÇIKIYOR

Besin alerjisi için anne ya da babada herhangi bir alerjik hastalık olması yeterli bir risk faktörü. Yani anne veya baba besin alerjisi olmasa bile başka bir şekilde astım, alerjik nezle, atopik dermatit gibi her hangi bir alerji hastalığı taşıması çocukta besin alerjisi gelişmesi için risk oluşturuyor. Besin alerjisi gelişebilmesi için bebeğin alerji geliştireceği besinle bir süre karşılaşıp, bir hassaslaşma süreci geçirmesi gerektiğini söyleyen Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Hülya Ercan Sarıçoban ilk belirtilerle ilgili şunları anlattı:

“İlk kez yenilen bir besine hemen reaksiyon gelişmez. Bebek alerjik olduğu besini ya hazır formüla mamalar yolu ile veya annenin yedikleri besinlerin alerjenlerinin anne sütü ile alınması yolu ile duyarlanır. Bu nedenle bebek doğar doğmaz besin alerjisi olmasını beklenmez. Genellikle 2-3 aylıktan sonra besin alerjisi belirtilerini görülmeye başlar. Daha sonraki zamanlarda hayatın herhangi bir zamanında besin alerjisi gelişebilir.”

EN ÇOK HANGİ BESİNLER ALERJİ YAPIYOR?

Bebekler en çok anne sütü veya mama ile beslendikleri için en çok anne sütündeki veya mamadaki inek sütü proteinlerine karşı alerji geliştiğini söyleyen Prof. Dr. Hülya Ercan Sarıçoban alerji yapan diğer besinler konusunda şu bilgileri verdi:

“Bir yaşından önce gelişen bir diğer alerji ise yumurta proteine karşıdır. Bunların dışında az da olsa buğday, soya, balık, kuruyemişlere de reaksiyon verebilirler. Bebek büyüdükçe fındık, yer fıstığı, susam, ceviz gibi kuruyemişlere tepki vermeye başlarlar. Daha büyük çocuklar özellikle polen alerjisi olanlarda polenle çapraz reaksiyon yapabilen sebze, meyveler ile duyarlanma görülebilir. Sonuçta her yaşın öne çıkan bir alerjik besini vardır. Ancak bazen bu genellemelerin dışında da alerjiler görülebilir. Her besinin bebeğe tattırılma zamanı değişik olduğu için alerjinin de ortaya çıkması o zamana göre değişiklik gösterebilir.”

ŞİKAYETLER DİRENÇ GÖSTEREBİLİYOR

Besin alerjisi belirtileri ilk olarak deri veya sindirim sisteminde belirti vererek kendini gösterdiğini söyleyen Sarıçoban, çocuklarda ortaya çıkabilecek diğer belirtileri şöyle sıraladı:

“Deride kaşıntı, kuruma, döküntü ile giden atopik dermatit (egzama) veya ani gelişen ciltte kabarık kaşıntılı kızarıklıklar (ürtiker, kurdeşen) şeklinde ilk belirtilerini gösterebilir. Bazı çocuklarda huzursuzluk, sürekli ağlama, kilo alamama, kanlı-mukuslu kaka yapma, kusma, inatçı pişik veya inatçı kabızlık gibi belirtilerin biri veya birkaçı beraber olabilir. Daha küçük bir grupta ise tekrar eden hırıltılı solunum, hışıltı, nefes darlığı, inatçı öksürük, bronşit, bronşiolit gibi ataklar izlenebilir. Bazı bebeklerde inatçı bir burun tıkanıklığı eşlik edebilir. Hatta ani gelişen alerjik şok ile de ilk belirtisi görülebilir.

İlk şikayetleri aileler hemen alerjiye bağlamazlar. Alerji besin alındığı sürece devam ettiği ve hatta bazen besin kesildikten haftalar sonrasında ancak düzebilir. Bu nedenle alerjide şikayetler inatçıdır ve tedaviye direnç gösterir veya düzelir kısa bir süre sonra tekrarlar. Bu şekilde olduğunda bir şeylerin ters gittiği anlaşılır ve alerjiye yönlendirilir.”

TEDAVİ SABIR GEREKTİRİYOR

Çocuklarda besin alerjisi tanısında büyük oranda hasta öyküsünden yararlanıldığını belirten Prof. Dr. Sarıçoban, “Bununla birlikte testlerle de tanı kesinleştirilerek tedaviye geçiliyor. Besin alerjisinde temel kural alerjik olunan besinin diyetten çıkarılmasıdır. Bir besinin vücuttan atılması yaklaşık 3 hafta sürer. Hastanın alerji durumuna göre diyet şekli ayarlanır.

Örneğin bazen anne diyet yapmazken anne sütünde reaksiyon olmaz ancak o besini bebek yerse reaksiyon çıkabilir. Bu durumda anneye diyet yaptırmaya gerek yoktur ve bebeğin diyet yapması yeterlidir. Veya bazen bir besinin fırınlanmış veya mayalı şekli tolere edilirken daha az işlemden geçmiş veya çiğ şekli tolere edilemez bu durumda da diyet düzenlenir. Bundan sonraki şama besinin reaksiyon verdiği sisteme ek destek tedavisidir.

Örneğin atopik dermatitte yara yerlerine ve kuruyan cilde kremler düzenlenir. Kurdeşende alerji şurup veya damlaları eklenir. Astımda nefes açıcılar kullanılabilir. Ayrıca diyet yapılan besinin oluşturacağı vitamin, mineral veya diğer besin takviyeleri verilir” ifadelerini kullandı.

DEDEKTİF GİBİ ARAŞTIRILMALI

Besin alerjisinin uzun süren ama genellikle düzelen bir durum olduğunu ama öncelikle sabırlı olmak ve morali bozmamak gerektiği konusunda ailelere önerilerde bulunan Sarıçoban, “Neden olan alerjen hemen saptanamayabilir. Bir dedektif gibi hangi besinin ne reaksiyon verdiği bağlantısı araştırılması gerekir. Bazen ise besin alerjisi dermatoloji, çocuk gastroenteroloji, diyetisyen, çocuk doktoru, aile hekimi, öğretmen, okul ve ailenin birlikte yürütmesi gereken bir süreç halini almalıdır. Bu ekibin birlikte birbiri ile iletişimde olması en etkili tedaviyi sağlar” diye konuştu.

HER BESİNİN KENDİ İYİLEŞME SÜRESİ VAR

Prof. Dr. Hülya Ercan Sarıçoban´ın verdiği bilgiye göre, süt, yumurta gibi birçok alerjilerin çoğu çocuk büyüdükçe düzeliyor. Örneğin süt alerjisi 3 yaş, yumurta alerjisi 5 yaş gibi çok yüksek oranda geçtiği gözleniyor. Ancak, kuruyemiş, balık ve kabuklu deniz ürünlerine karşı olan alerji kalıcı olma eğilimi gösteriyor.

“Yani her besinin kendi iyileşme süreci ve hikayesi vardır. Ama çoğunlukla düzelir” diyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hülya Ercan Sarıçoban, “Ayrıca besin yetersizliği diyeti tam ayarlanmaz ise kalsiyum, D vitamini, B vitamini eksikliğine bağlı sorunlara neden olabilir. Veya iyi tedavi edilemeyen deri enfekte olabilir. Besine bağlı astım kontrol edilemez ise tekrarlayan astım atakları ve bazen pnomonilere neden olabilir” diye konuştu. DHA

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here